KARABURUN > Maniler

 

 

Karaburun yarımadası özel günlerinde, hıdrellez, kına gecesi gibi toplantılarda okunan çok değişik ve birbirinden güzel maniler vardır. Bunların içinde bazan sevda, bazan hasret ve bazen de kızgınlık ve öfke vardır. Burada bu manilerden bazı örnekler bulabileceksiniz. Bu manileri derleyen Emekli Öğretmen Nurten Akça' ya teşekkür ederiz. Hepsi bu kadarla sınırlı olmayan maniler için ilgilerinizi bekliyoruz.

 

Mani mani mal olsun,

İçi dolu bal olsun,

Maltafara* gelenin

Hepsi güzel olsun.

(* Maltafar, mani söyleme oyununda kullanılan çömlek)

 

Karaburun, Karaburun,

İki bakkal bir fırın.

Arpa ekmeği yiye yiye,

Ne ağız kaldı, ne burun.

 

 

Şu dağları delik delik delseler,

Düşmanları bölük bölük bölseler,

Benim sevdiğimi bana verseler,

Yalan dünya benim olur sanırım.

 

 

Kuyu içinde yılan,

Gözlerim sana divan,

Ben bugün yari gördüm, 

Ne din kaldı, ne iman.

 

 

Evimizin önü yoldur yolaktır,

Üstümüzde dönen çark-ı felektir,

Biri dudu kuşu biri melektir,

Hangisinden ayırayım deli gönlümü.

 

 

Bahçe kapısını açtım,

Ben açtım da sen kaçtın.

Sevda nedir bilmez idim,

İki gözümü sen açtın.

 

 

İyim iyim şu iğdenin dallari,

Boynun bükmüş Mevlasına yalvarır.

Gurbet ilde nazlı yarin halleri,

Acep uçan kuşlara mı soralım?

Acep geçen yolcuya mı soralım?

 

 

Durnamın kanadı bir tutam telden,

Çekerim hasreti ne gelir elden,

Garip bülbül gibi ayrıldım yarden,

Yarden ayrılalı deli gezerim.

 

 

Aşağı yoldan çıkmış bir kater turna,

Mısır' dan mı geldin ağzında hurma,

Beni sevmiyorsan bu yerde durma,

Varayım gideyim kim kimin olsun,

Benim sevdiceğim ellerin olsun.

 

 

Merdivenden inerken bir altın buldum,

Ağlama sevgilim ben senin oldum,

Eller saracak deli mi oldum?

İmana gel nazlı yarim imana, 

Ben bilirim sana soracak zamanı.

 

 

Evimizin önü bakkal dükkanı,

Altın kalem ince atar rakamı,

Sevda çok küçükken tuttu yakamı,

Tuttu sevdalarım ayrılamadım,

Kadrim kıymetim bildiremedim.

 

 

Gel seninle bir bahçecik tutalım,

Gülünü kokup meyvesini satalım,

Gel seninle bir gececik yatalım,

Bir gece yatmanın adı mı olur?

Beş on şeftalinin tadı mı olur?

 

 

Her salı her salı ezan okunur,

Ezanın sedası cana dokunur,

Yari güzel olan teller sokunur,

Yari çirkin olan ölüp kudurur.

 

 

Asmaya asmaya,

Bir salkım üzüm için minnet etmem asmaya.

Ben yarimden ayrılmam,

Götürseler asmaya.

 

 

Alim Alim gül Alim

Gül dibine gel Alim,

Gül dibine gelmezsen,

Nic'olur benim halim.

 

 

Alim orak biçiyor,

Suyu nerden içiyor?

İlkintinin (-ikindi) güneşi,

Mor fesinden geçiyor.

 

Anasayfa  |  Bilgi Rehberi  |  İletişim  | English

 
   

   

© 2005 tüm hakları saklıdır.